Kayıtlar

Nisan, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gençliğime hitaben

Resim
Keşke önceden bilseydim dediğim, zor yoldan öğrendiğim ama hâlâ hatırlamaya ihtiyaç duyduğum kendime-tavsiyeler (düşüncelerimi tetikleyen Cemiyet-i Kuer, yani Queer Society feys grubundaki soruya teşekkürler):  23'kenden şerefine, Zekicim!

1) Kendini sev

Hele de yanlış/kusurlu/günahkâr vs. olduğuna dair mesajlar ömrün boyu üzerine boca edilmişse. İyiyim de, yaparım de, aslanım de, tırnağına taş değdirme! 
2) Sporunu, sağlığını ihmal etme
Güzelce uyu, yeşilli-sebzeli beslen, koş, doğa yürüyüşlerine katıl. Hem bedenini, hem de zihnini canlı tut. 
3) Korun
Sana zarar veren kişilerden ve maddelerden uzak dur. Toksik insanları çıkar hayatından. Sigara, alkol, uyuşturucu dert ortağın olmasın. Bir kereden bir şey OLUR! Kondomsuz dolaşma. 
4) Güzel yaşa
Lüğküs hayat değil, basitinden mutlu bir dünya kur kendine. Sevdiklerini ihmal etme, birkaç güzel yemek yapmayı öğren, paylaş. 
5) Kurban psikolojisine girme
Kimlikler, felaketler, travmalar seni bir kutucuğa hapsetmesin. Kişiler ya da olaylar …

Kuzey Virginia'dan Ali

Resim

Tokyo'dan Ece

Resim
"Yüz ölçümü ve nüfus hesaplarına göre Tokyo aşırı kalabalık bir şehir. Yine de kimse kimsenin üstüne yürümeden, çarpışmadan, 'kolunu çek beaaa' diye bağıran olmadan, o kalabalıkta düzen ve huzur içinde yaşıyoruz."

Eğer siz de yurtdışında yaşayan bir Türkiyeliyseniz, şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderebilirsiniz!

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz:Gurbet Veri Bankası

(Ece'den önce) Kimler geldi, kimler geçti?

Pensilvanya'dan Fatma: Herkes kendi işine bakıyor, stres yok, entrika yok
Groningen'den Bremen'e Irmak: İnanır mısınız, insan çalışmayı özlüyormuş
Trondheim'den Deniz: Kendimi özgür hissettim
İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, emeğin değeri
Dubai'den Jale: Kendi hikâyeni yeniden oluşturmak
Berlin'den Barış: Vekil adaylığından ilt…

E eşittir emceğküp'e karşı #MarchForScience

Resim
22 Nisan Dünya Günü'nde, dünyanın 600'den farklı noktasında bilim insanları #MarchForScience yani #BilimYürüyüşü için sokağa çıktı. Eylemcilerin başlıca derdi, Trump'ın iklim ve bilim politikalarına karşı sessiz kalmamak, bilimsel araştırmalarda başı çeken bir ülkede iklim değişikliğini "hurafe", bilimsel araştırma fonlarını ise "israf" olarak niteleyen bir yönetime tepkilerini göstermekti.



"Kansere çare bulmaya çalışıyoruz, lanet olsun [çeviri geleneğine sadık kalarak :)]" - "Bilimsel okur-yazarlığa politika oluşturmada ihtiyacımız var."

Beyaz Saray'ın yeni bütçe önerisi, bilimsel fonlarda 7 milyar dolarlık bir kesintiye yol açarak tıp araştırmalarını destekleyen Ulusal Sağlık Enstitülerini özellikle vuruyor. Ancak bununla kalmıyor: Hava durumu tahminlerinden su altı araştırmaları ve kıyı koruma çalışmalarına kadar yeryüzünü ve tüm canlıları etkileyen koşulları daha iyi anlamamızı sağlayan bilim emekçilerinin maddi imkânlarını da…

Pensilvanya'dan Fatma

Resim
"En kolay adaptasyon sürecini iş hayatında yaşadım. 'Oh be, dünya varmış' dedirtti. Herkes kendi işine bakıyor, stres yok, entrika yok. Çalış dur, kimse zamanını gereksiz yere çalmıyor. Gereksiz şeylere tripler yapılmıyor, ha olur da sen yaparsan o senin kaybın. Ne kadar profesyonel olursan o kadar rahatsın. Türkiye’de benim özlemini çektiğim şey. Herkes sana ve yaptığın işe saygı gösteriyor."

Eğer siz de yurtdışında yaşayan bir Türkiyeliyseniz, şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderebilirsiniz!

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz:Gurbet Veri Bankası

(Fatma'dan önce) Kimler geldi, kimler geçti?

Groningen'den Bremen'e Irmak: İnanır mısınız, insan çalışmayı özlüyormuş
Trondheim'den Deniz: Kendimi özgür hissettim
İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, eme…

Bilim insanları neden mi direniyor? Trump'ın gerçeklerle savaşmasından usandık artık

Resim
ABD başkanının doğa koruma önlemlerini kurban etmesi, akla ve bilimsel araştırmaya yönelik doğrudan bir saldırıdır.

Donald Trump, Vaşington'da "enerji bağımsızlığı"na dair bir kararname imzalamasının ardından ABD Çevre Koruma Dairesi Müdürü Scott Pruitt ve bir grup madenci ile birlikte. Fotoğraf: Carlos Barria/Reuters

Kaynak:https://www.theguardian.com/commentisfree/2017/apr/15/why-scientists-are-fighting-back-we-have-had-enough-of-trump-war-on-facts
Yazar: Kenneth Kimmell

Önümüzdeki Cumartesi, bilim insanları ve destekçileri ABD'nin başkenti Vaşington'da ve dünya genelindeki yüzlerce eylemde bir araya gelerek kuvvetle muhtemel tarihteki en geniş katılımlı bilim eylemini gerçekleştirecek. Bilim insanlarını ve destekçilerini daha önceden tanık olmadığımız bir biçimde harekete geçiren ise, Reddit'te hevesli birkaç kişinin ortaya attığı Bilim Yürüyüşü fikri oldu.

Bir çalışma arkadaşımın dikkat çektiği gibi: "Bilim insanları sokağa çıkıyorsa, başının belada old…

Groningen'den Bremen'e Irmak

Resim
"Oturma iznini beklerken günde kaç film izleyebilirsin? 'Yabancı damat'la zor olmuyor mu? Dövmeni nerede yaptırdın? Sen de portakal bıçakladın mı?" gibi sorularınız varsa, buyrun Irmak'ın Gurbet Veri Bankası yanıtlarına!
Eğer siz de yurtdışında yaşayan bir Türkiyeliyseniz, şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderebilirsiniz!

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz:Gurbet Veri Bankası

(Irmak'tan önce) Kimler geldi, kimler geçti?

Trondheim'den Deniz: Kendimi özgür hissettim
İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, emeğin değeri
Dubai'den Jale: Kendi hikâyeni yeniden oluşturmak
Berlin'den Barış: Vekil adaylığından ilticaya "başka bir dünya mümkün"
Nagoya'dan Bilal: Japonlar arasında "havayı okumak"
Budapeşte'den Didem: Bulunduğunuz …

Reklam Dünyasından Uzman İsimler Pepsi'nin Yediği Haltı Yorumluyor

Resim
Pepsi'nin, model Kendall Jenner'in bir polise kutu kola vermesiyle sonlanan, duyarsız "eylem" reklamını geri çekmesi için yalnızca 24 saat gerekti. Ne var ki bu, kurgu odasında unutulması gereken ne ilk büyük bütçeli reklam, ne de sonuncusu olacak. Reklam nanesinin nasıl yapıldığını ve yanlış yönlere nasıl sapabileceğini daha iyi anlamak amacıyla the Cut sitesi, reklam dünyasından (reklamın hazırlandığı Pepsi'de çalışmayan) uzman isimlerin görüşlerini topladı.

Çevirimin kaynağı Dayna Evans imzalı the Cut makalesi
"Bu reklam, şimdiye kadar gördüğüm en alâkasız iletişim ürünüydü"

"Sanırım Pepsi, olup bitenlerle bir bağı olduğu mesajının alınacağını umdu. Gençler "Pepsi benim markam olabilir mi?" diye düşünecekti. Ama meseleyi kaçırdılar. Tamamen aşırı üretilmiş bir reklam. Sahiciliği bu kadar önemsiyorsanız, neden ünlüleri kullanıyorsunuz? Hele de reklamını yaptığınız şey her neyse onunla hiçbir bağlantısı olmayan ünlüleri.

"Bu reklamın…

Trondheim'dan Deniz

Resim
"Kendimi özgür hissettim"

"Norveç korkutucu bir yer değil. Şehirler seni yutmuyor. Trafiğin yavaş aktığı, insanların ağır ağır yürüdüğü bir yer burası," diyen Deniz, "dünyanın en mutlu ülkesi"nin üçüncü büyük şehrinden yazıyor.

Eğer siz de yurtdışında yaşayan bir Türkiyeliyseniz, şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderebilirsiniz!

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz:Gurbet Veri Bankası

(Deniz'den önce) kimler geldi kimler geçti?

İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, emeğin değeri
Dubai'den Jale: Kendi hikâyeni yeniden oluşturmak
Berlin'den Barış: Vekil adaylığından ilticaya "başka bir dünya mümkün"
Nagoya'dan Bilal: Japonlar arasında "havayı okumak"
Budapeşte'den Didem: Bulunduğunuz yerde mutlu değilseniz, ayrılın ord…

Dillerden düşmeyen 12 Arapça ifade

Resim
Dil öğrenmenin belki de en güzel yanı, daha önceden kullanmadığınız yeni ifadeler edinmek. Hani "tercüme edilemeyen sözcükler" listeleri oluyor ya, orada aslında "çevrilemeyen", kültür ve gündelik yaşam.

Sofrayı kurduktan sonra misafirlere "please, help yourself" demenin Türkçede bir karşılığı yok mesela; "buyrun, çekinmeden alın yemeğinizi" deseniz bile bu ne kadar kullanılıyor, anlamı ne kadar karşılıyor? Ya da yemeği yapana muhakkak dediğimiz "ellerine sağlık". Emeğe minnet duymanın ifadesi türlü türlü, haliyle Norveçliler sofradan kalkarken "takk for maten" diyor, "yemek için teşekkürler."

Ürdün'de yaşamaya ve Arapça öğrenmeye başladıktan beri dilimin bir parçası olan, bunları bilmeyenlerin yanında kullanamadığım için eksikliğini duyduğum yaygın ifadeler var. Bazılarına Türkçeden aşina olduğumuz ama farklı kullanılan bu ifadeleri sizlere tanıtmak, beraberindeki kültürel kodları açıklamak istiyorum. Yallah?

Ağ…